Home » ZAMAN SÜPÜRGESİ

ZAMAN SÜPÜRGESİ

ZAMAN SÜPÜRGESİ

UÇAN SÜPÜRGEHerkes zaman makinesi yapmaya çalışıyor değil mi? İstediği zamana gidebilmek için... Sanki elinde olan mevcut zamanı iyi kullanabiliyormuş gibi. “Zaman” ne kadar değişik bir kavram değil mi? İnsanların bencil dürtülerine göre değişebilen, “görece” yani bir yerde. Zaman seni, beni görmez. Hiçbir şey önemli değildir onun için. Geçer ve gider…

“Zaman Süpürgesi”ni de ben buldum. Baktım insanların zaman makinesi yapma olasılığı oldukça düşük, bari ellerindeki zamanı daha iyi kullanabilsinler, “Kırıntı zamanlar” olarak adlandırdığım zamanları iyi değerlendirebilsinler istedim. Peki, zaman süpürgesi nasıl çalışır?

Benim bir tane kedim var, miskin mi miskin. Sabahleyin genelde aynı saatte uyanır, kendi kişisel temizliğini yapar işte birkaç kendi çapında kültür – fizik hareketinden sonra, ilk başta yemek gazetesinin önünde bekler. Yemeğini veririm yedikten sonra, suyunu içer ve pencerenin önüne kurulur. Dışarıyı izlemek onun en büyük keyfidir. Bazen orada uyur bazen yatağına geçer, dışarıyı izlemekten sıkıldığı zaman. Beni gördüğü zamanlarda evde hemen yanıma gelir, bacaklarıma, kollarıma sürtünür yetişebileceği bir yerdeyse ve ne yapar ne eder kendisini sevdirir. Bazen tek AMACININ bu olduğunu düşünüyorum.

Zaman süpürgesinin çalışabilmesi için kontak anahtarını çevirmelisin ve dikkatini de çekebildiğim gibi bu kontak mekanizmasının ismi “AMAÇ” tır. Kedimin bile bir amacının olduğunu düşünmeye başladım. Senin de mutlaka vardır. Ama daha da önemlisi nedenlerindir. Nedenlerinden de öte, daha da önemlisi ve anlamlı olan inancındır. Kendine olan inancın, nedenlerine olan inancın, nedenlerinin amacına ulaşabilme potansiyeline inancın, amacına ulaşmak için yaptığın her şeye olan inancın. Amacın eğer kontak mekanizmasıysa, nedenlerin benzindir. İnançların ise gaz veya yerine göre fren mekanizması olarak çalışır. Bunlardan bir tanesi eksikse zaman süpürgesini çalıştıramazsın. Zaten zaman kavramına gerek de yoktur açıkçası… Kedimden bir farkın kalmaz üzülerek söylüyorum. Eğer hayal kurmuyorsan, eğer bir amacın yoksa, bir pencerenin önüne oturmuş hayatın geçmesini bekliyorsan, öyle ya da böyle, birisi sana şekilli yemler veriyorsa bir gazetenin üzerinde, örneğin kariyer yemi, örneğin para yemi ve bu şekilde seni sen yapan hayattan uzaklaştırmış ve hayal kurmanı engellemişse, istediğin hayatı yaşayamıyorsan, buna yönelik herhangi bir şey de yapmıyor veya yapmak istemiyorsan, üzülerek söylüyorum, hayatın böyle akıp geçecek ve sen yaşamak yerine sadece o küçük pencereden izleyeceksin hayatı.

Zaman süpürgesi bunun için var aslında. Sana, içindeki potansiyelin farkına vardırıp, kısıtlı zamanlarında kendi hayatını yaşama imkanı sağlamak için.

Teker teker inceleyelim istersen;

  • İnsanların hayatlarını tutkuları yönlendiriyor aslında. Tutkular bir takım düşünce sistemini meydana getirir. Düşünceler kelimelere dökülür. Kelimeler, yaptığınız eylemlere yansımaya başlar. Ortalama 40 gün sonra eylemlerin alışkanlıkların olur ve alışkanlıkların artık hayatını oluşturmaya başlamıştır.
  • Arzuların, tutkuların köprüden karşıya, düşüncelerine geçerken, güneş gibi doğar aslında amacın. Amacına, karanlık gecelerden sonra güneşe kavuşur gibi kavuşabileceğini unutmaman gerekir.
  • Amacına ulaşabilmek için neler yapabilirsin diye düşünürken, bir sistem geliştirirsin. Bir şeyler yapmayı denersin. Önce hayal kurarsın. Hayaller küçüklüğümüzden beri üzerimizi örten bir yorgandır. İlk ailemiz örtmüştür. Aslında rahattır ilk başlarda. Büyüdükçe yorganın küçük olması seni rahatsız eder. Ağlarsın ama sana yorgan vermek yerine, yorganın içinde yatış pozisyonunu değiştirirler.(Yepyeni bir hayata adım atmak istiyorsan yorganını yenilemelisin. Bende bir tane yorgan var. Senin yerinde olsam bi incelerdim.) Okuldur sana bunu öğreten. Başka bir yorgan hayal edemezsin, hayal gücün giderek zayıflar. Büyürsün hala aynı yorgan. “Ayağını yorganına göre uzat.” diyen kişi kimdir biliyor musun? Ya sana maaş veren patronun ya da senden vergi alarak kazancına ortak olan yönetim sistemidir, kiracısı olduğun yerin sahibidir, iş üretebilmek için üretim girdilerini sağladığın, elde ettiğin firmalardır.
  • Kendine olan inancın da bu şekilde gelişmiş olur. Potansiyelini asla öğrenemezsin. Bununla ilgili öğrendiğim bir şeyi paylaşayım seninle. Sürekli pozitif momentum içerisinde olmanı sağlayacak bir sistem. Her şey inancınla başlıyor. İnancın kadar potansiyelle çalışıp, ortaya potansiyelin kadar emek koyuyorsun ve bu da seni belli bir sonuca ulaştırıyor. İyi bir sonuca ulaştırdığında, kendine ve yaptığın şeye daha çok inandırıyorsun kendini, o inançla daha çok potansiyele sahip olduğunu görebiliyorsun ve daha fazla emek sarf ediyorsun. Sonuç; MÜKEMMEL!!! Tam tersi, düşünme bile. İnanç sistemin o yüzden hem gaz hem de fren sistemi olarak çalışır.
  • Peki ya nedenlerin? Sosyologların ve psikologların insanlar üzerinde yaptıkları gözlemler sonucu elde ettikleri verilere göre nedenlerden birkaç tanesine soru işaretine tıklayarak ulaşabilirsin. (?)

Zaman süpürgesini çalıştıracak tüm donanıma sahipsin. Peki, şimdi ne yapacaksın? Sistemli olarak çalışacaksın.

Daha önce hiç “Kai – Zen” diye bir şey duydun mu? Kai; “Değişim”, Zen; “İyi olmak” yani, Kaizen; “Daha iyiye değişim.” anlamına geliyor. Bu felsefe aslında İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon ekonomisi adına yönetim felsefesi olarak ortaya çıkmıştır. Kaizen Felsefesi sürekli ve küçük gelişmelerle verimliliğin arttırılması amacını taşır. Ben şimdi bu felsefeyiz hayatına nasıl yansıtabilirsin onunla ilgili sohbet edeceğim seninle.

“İnsanoğlu çocukluktan sıkılır ve büyümek için acele eder. Ne var ki çocukluğunu özler. Para kazanmak için sağlığını yitirir. Ama sağlığını geri almak için de para öder. Yarınlarından endişe ederken bugünü unutur. Sonuçta, ne bugünü ne de yarını yaşar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, ancak hiç yaşamamış gibi ölür. Hayata hazırlanmaya o kadar vakit harcar ki, hayatını yaşamaya vakit kalmaz! Yarınını o denli düşünür ki, bugünün elinden kayıp gittiğini fark etmez bile… Oysa hayat geçmişte ya da gelecekte değil, şimdiki zamanda yaşanır.” (Platon) İşte sana insanların seçtikleri yaşamı çok güzel anlattığını düşündüğüm ve hayranı olduğum Platon’un güzel sözleri… Hayattan ne bekliyorsun? Nereye gidiyorsun? “Bizden geçti artık.” mı? Platon’un sözlerini bir daha oku ve son cümleye özellikle dikkat et.

Kaizen iyileştirme demektir. Olumsuzluk gördüğün her yerde uygulayabileceğin bir felsefedir. İş yerinde, evinde, özel veya sosyal ilişkilerinde sürekli iyileştirme yöntemini kullanabilirsin.

Kaizeni geliştirmek için 3 koşulu sağlamalısın.

  • Mevcut içinde bulunduğum durumu yetersiz veya olumsuz bulmak,
  • İnsan faktörünü geliştirmek,
  • Problem çözme tekniklerini yaygın olarak kullanmak

Kaizen, sana dün yaptığını geçmeni ve aşmanı sağlar. Bunu “Mükemmellik”i her gün arama alışkanlığı olarak da düşünebilirsin. Bununla birlikte becerilerinin de sürekli bir yenilenme halinde bulunması gerekir ki bir noktada küçük ve artımsal iyileştirmeler birikip dününle çok değerli bir rekabet üstünlüğüne ulaşabilsin.

Yepyeni bir hayata geldin. Hoş geldin. Nedenlerin var ama ne yapacağını bilemiyorsun. Bir hoşnutsuzluk belki de bir korku var içinde. Rahat ol. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” demiş Heraklitos. Değişim varsa, ayak uydurabilmek için yeni bir şeyler yapman gerekir. Çünkü eski sistem eskide kalmış, büyük ihtimalle yararlılığını yitirmiştir. Yenilik mi Kaizen mi? Aslında seni korkutan “Yenilik”tir. Çünkü yenilik, ani ve radikal kararları, radikal refomları gerektirir. Kaizen ise küçük rahat adımlar atmanı ister senden. Örneğin; Seni tatmin etmeyen bir işte çalışıyorsun. İşi bırakmak radikal bir karardır. Ama Kaizen uygulayarak günde birkaç saniyeni rüyalarındaki işin ayrıntılarını hayal etmeye ayırabilirsin.

Kaizen neden işe yarıyor dersin?

Tüm değişimler aslında korkutucudur. Olumlu yönde olsa bile. Değişiklik önemsiz bir değişiklik olabilir ya da yaşamını kökten değiştiren bir şey de olabilir, bu insani etken göz ardı edilemez. Değişikliğe karşı duyulan korku, beynin psikolojisi içinde kök salmıştır ve korku ortaya çıktı mı değişikliği, yaratıcılığını ve başarını engelleyebilir.

Radikal ya da devrimci yollarla amaçlara ulaşmaya çalışman başarısızlıkla sonuçlanabilir; çünkü korkunu arttırırlar. Fakat Kazien’in küçük adımları, beyninin korku dolu tepkisini etkisiz hale getirir, mantıklı düşünmeni ve yaratıcılığını uyarır.

Sonunda Zaman Süpürgesi’nin motor kısmına geldik. Kaizen Felsefesi’nin nasıl çalışacağını anlatacağım. W. Edwards Deming’in “Deming’in kalite yönetimine yaklaşımı” adlı konudan PUKO Döngüsü’nü açıklayacağım senin için.

PUKO Aşamaları: (Planla, Uygula, Kontrol Et, Önlem al)

Planla: PUKO döngüsünün ilk ve en kritik aşamasıdır. Bu aşamada işin kim tarafında yapılacağı belli zaten, SEN. NEDEN? NASIL? NEREDE? NE ZAMAN? NE KADAR SÜREDE? Bu soruların hepsine burada cevap veriyorsun. Hedeflerini burada iyi belirleyip, üzerine iyi düşünürsen PUKO’nun son aşaması olan “Önlem al” aşamasında yapılacakları en aza indirebilirsin. Kaizen Felsefesi’ne uygun olarak kesinlikle çok yüksek hedefler koymuyorsun önüne. Çünkü eğer gerçekleştiremezsen motivasyon eksikliği olur ve potansiyelinden daha düşük hareket etmeye başlarsın, bu da sonucu olumsuz etkiler. Yanlış anlaşılmak istemem. Büyük hedeflerin olacak, ama o hedefe ulaşmak için küçük hedefleri planlayacaksın.

Uygula: PUKO Döngüsü’nün ikinci aşamasıdır. Uygulama kısmında yaptığın her şeyin sonunda rapor tutarsan, kontrol kısmında zorluk çekmezsin. Yaptığın planı uygulayacaksın sadece. Bu kadar basit.

Kontrol et: PUKO Döngüsü’nün üçüncü aşamasıdır. Planladığın hedeflere ne kadar ulaşbildiğini belirlersin bu aşamada. Eğer hedeflerine ulaşmışsan planladığın bu projeyi alışkanlık haline getirmelisin.

Önlem al: PUKO Döngüsü’nün dördüncü ve en son aşamasıdır. Bir anlamda bütün PUKO Döngüsünü içinde barındırır. Kontrollerin sonucunda farklılıkların, sapmaların nedenlerini araştırırsın ve bunların ortadan kalkmasına yönelik yeni bir faaliyet başlatırsın.

İşte ancak bu şekilde bir sistemle sonuç alabilirsin. Ama sen çalışmazsan, Zaman Süpürgesi senin için çalışmaz. Zaman kırıntılarını toplamaya başlayalım o zaman. Sağlıklı, mutlu, huzurlu, zengin ve başarılı bir ömrün olsun.